|
|
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
24 Kasım, yurdumuzda aydınlanmanın ilk ışığının yakıldığı, cehalete karşı, bilgisizliğe karşı Okuma-Yazma Seferberliğinin ilan edildiği ve yüce Ata’mıza BAŞÖĞRETMENLİK ünvanın verildiği, anlamlı bir gündür. Tüm Öğretmenlerimizin bu özel ve güzel gününü kutluyorum. Değerli arkadaşlarım: Cumhuriyetin ilk yıllarında okuma- yazma bilenlerin sayısı nüfusun %8-9 iken, bugün ülkemiz insanının %90-95’i okuma-yazma biliyorsa, gelinen bu sonuç 24 Kasım 1928’de cehalete karşı yakılan o ateşin aydınlığındandır. Başöğretmenimiz ATATÜK, “Dünyanın her yanında Öğretmenler, insan toplumunun en fedakar ve saygı değer unsurlarıdır” diyorsa bunun bir anlamı vardır. Ve yine, “Milletleri Kurtaranlar Yalnız ve Ancak Öğretmenlerdir” diyorsa, bunun bir dayanağı olmalıdır. Ömrü savaş meydanlarında geçmiş olan o büyük insan, asıl savaşın cephe gerisinde, cehalete karşı, bilgisizliğe karşı yapılması gerektiğini söylerken, birincil görevin ne olduğunu işaret ediyordu. 10 Temmuz 1921- İnegöl, 15 Temmuz 1921-Bozüyük, 17 Temmuz 1921- Kütahya işgal edilirken, Ankara’da Maarif Kongresini topluyor. Yani bir ülke düşünün ki savaşın eşiğinde, toprakları işgal edilmiş, yakınlardan top sesleri gelirken bile eğitimi ihmal etmiyordu. Bunun içindir ki öncelikle, okur-yazar insan sayısını çoğaltmak için, seferberlik ilan etmiştir. Onun gözünde Öğretmenler, cumhuriyetin ışığını Anadolu’ya taşıyacak, devrimlere sahip çıkarak, yerinde uygulayacak savaşçılardı. Onun zamanında Öğretmenin yeri ve saygınlığı çok farklıydı. Öğretmenlik onun zamanında her yönüyle en onurlu dönemini yaşadı.
Sizlere, Prof. Çetin Yetkin’in kitabından alınmış bir anekdotu sunmak isterim: Atatürk’ü en çok üzen şeylerden biri “evet efendimcilkti.” Bir gün Çankaya’da yeni açılan ilkokula uğramış, habersiz kapıyı çalıp sınıflardan birine girmiş. Öğretmen, bir baş işaretiyle çocukları ayağa kaldırmış ve sonra hiçbir şey olmamış gibi derse devam etmiş. Atatürk, kısa bir süre dersi dinledikten sonra sınıftan ayrılmış. Öğretmenin kendisini geçirmemesini dert etmediği gibi şöyle demiş: “Çıkarken beni merdivenlere kadar geçirse idi, öğrenciler nazarında küçülür, belki prestijini kaybederdi. O en iyisini yaptı…” Cumhuriyetin fedakar Öğretmenleri unutmayalım ki cumhuriyet bizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister. Oysa bugün gördüğümüz manzara: Laik Cumhuriyetin kaleleri bir bir düşmekte ve güzel ülkemiz ortaçağ karanlığına doğru sürüklenip gitmektedir. Çağdaş Türkiye’yi yaratabilmek için ve yaşatabilmek için bu yurdun aydınları olan herkese görev düşmektedir. Bu bilinçle tüm Öğretmenlerimizin bu gününü kutlarken, doğan her günün daha aydınlık ve sağlıklı olmasını diliyorum.
Kazım ÜÇOK Emekli Öğretmen
k.ucok tarafından 27.11.2011 14:43:26 tarihinde eklendi ve 66 gösterildi.
|
» Yorumlar
|
|